Hifa hatun – Hazret-i Suheyb by http://lovepowerman.com

http://lovepowerman.com

Hifa hatun – Hazret-i Suheyb

27 Mart 2010 | Kategori: İslam Tarihin den Seçmeler

Medine’nin kadınları hem güler yüzlü, hem de güzeldirler
Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıl…arı koyup, izdivaç teklif ederler

Hifa Hatun’un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider Bırakın hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah’ın rızasını diler

Ama taliplerin ardı arkası kesilmez Kimi ayaklarına halılar serer… Kimi cevahirler döker… Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?
Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile,

Efendimiz(sas) ‘in huzuruna çıkıp “Ey Allah’ın Rasûlü” der, “bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene” Doğrusu o, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘gündüzleri oruç tut’ ya da ‘geceleri namaz kıl’ gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat “Önce evlenmen lâzım” buyururlar “zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!” Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve “siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım” der

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de “özel” olması gerekir Lâkin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur “yarın sabah mescide ilk gelenle evlen” buyururlar Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar
Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz Zira o fakir ve kimsesiz biridir Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır

Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun’un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler
Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girerRasulullah Efendimiz(sas) namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir

Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder
Efendimiz(sas) güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar Sonra şanslı sahabeye döner “Ey Süheyb” buyururlar, “şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür”Suheyb (R anh) ellerini çaresizlikle iki yana açar “İyi ama” diye mırıldanır, “benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var”
Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve “filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim” der Alemlerin Efendisi(sas) çok hislenir onlara hayır dualar ederler
Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve “Ya Hifa” der, “biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) “Cennette yüksek bir çardak vardır

Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar” buyurdular
Ve öyle de yaparlar Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimiz(sas) ‘e anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler
Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz(sas) , Suheyb’i yanlarına oturtur “Ey Süheyb” buyururlar “geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?”

Süheyl gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle “Allah’ın Rasulü en iyisini bilir” cevabını verir
Efendimiz(sas) onlara “ne mutlu size” gibilerinden bakar, “İkiniz de cennetliksiniz” buyururlar, “… ve Allahü teâlâyı göreceksiniz! ” Süheyb derhal secdeye kapanır ve “Ya Rabbi!” diye yalvarır, “o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!”
Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır Mescidde bulunanlar ağlamaklı olurlar Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi?

Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti” buyururlar
Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o Yüce Server kıldırır İkisini yanyana toprağa bırakırlar Baş uçlarına küçük bir tahta çakarBirine “Şükredenlerden Suheyb” yazarlar, öbürüne “Sabredenlerden Hifa!”…
gayrısına aşk demeye utanıyor insan!

ALLAH C.C razı olsun Bu yazı için Ayfer Aspir (Ayfer Bostancı Aspir) hanım efendiden



Yorum Yapın