Cuma’nın fazileti by http://lovepowerman.com

http://lovepowerman.com

Cuma’nın fazileti

17 Nisan 2010 | Kategori: Namaz Hakında

Buhârî’de Cuma’nın faziletiyle ilgili şöyle bir hadis vardır: “Her kim Cuma günü cünüblükten guslederek yıkanır gelirse bir deve kurban etmiş gibi, ikinci saatte gelen bir sığır kurban etmiş gibi, üçüncü saatte gelen boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi, dördüncü saatte gelen bir tavuk kurban etmiş gibi, beşinci saatte gelen bir yumurta kurban etmiş gibi olur. İmam (hutbeye) çıkınca melekler hazır olur, zikri (hutbeyi) dinlerler.”

Diğer bir rivâyette de şöyle denilmektedir: Cuma günü melekler Mescidin kapısı önünde durur, gelenleri sırasıyla yazarlar. Erken gelenler kurbanlık bir deve hediye etmiş gibi, sonraki bir sığır hediye etmiş gibi, sonraki bir koç, sonraki bir tavuk, sonraki de bir yumurta hediye etmiş gibi (sevab alır.) İmam (hutbeye) çıkınca, melekler sahifelerini dürüp zikri (hutbeyi) dinlerler.” İlk Cuma:

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbnü Münzir, İbnü Sirin’den şu rivâyeti nakletmişlerdir: “Hz. Peygamber Medine’ye gelmeden ve Cuma âyeti nazil olmadan Medine’deki müslümanlar Cuma namazı kılmışlardı. Ensâr, “Yahudilerin bir günü var, her yedi günde bir onda toplanıyorlar. Hıristiyanların da öyle bir toplantı günleri var, gelin biz de bir toplantı günü yapıp Allah Teâlâ’yı zikredelim ve O’na şükürde bulunalım.” demişler ve bunun üzerine cumartesi günü yahudilerin, pazar günü, hıristiyanların o halde biz de bunu arube günü yapalım diye teklif etmişlerdi ki onlar, Cuma gününe arube diyorlardı. Böylece Es’ad b. Zürare’nin yanına toplandılar. Es’ad onlarla iki rekat namaz kıldı ve va’z etti. İşte bu toplantıya Cuma adını verdiler. Es’ad da onlara bir koyun kesti. Bunu, kuşluk ve akşam vakti yediler. Bu, onların hepsi içindi. Sonra da Allah Teâlâ konuyla ilgili olarak âyetini indirdi.” Peygamber’in kıldırdığı ilk Cuma

Şurası bir gerçektir ki, Resulullah (s.a.v) Medine’ye hicret ettiği zaman ilk defa Kuba’da Amr b. Avf oğullarına indi ve orada Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri kalıp Kuba Mescidi’nin temelini attı. Sonra Cuma günü Medine’ye doğru yola çıktı, Salim b. Avf oğullarına ait bir vadiye geldiğinde Cuma namazı vakti girmişti; Resulullah orada hutbe okuyup Cuma’yı kıldırdı ki işte Hz. Peygamber’in ilk kıldırdığı Cuma budurMinberin Konulması.

Buharî ve diğer kaynaklarda rivayet edildiği üzere bir takım kimseler Hz. Peygamber’in minberinin ağacı hususunda ihtilafa düştüler. Sehl b. Sa’d es-Saidi (r.a)’den bunu sordular. O da şöyle dedi. “Vallahi ben onun hangi ağaçtan yapıldığını bilirim. Hem onu, ilk yerine konulduğu ve Hz. Peygamber’in üzerine ilk oturduğu günü gördüm. Resulullah (s.a.v) falanca kadına -ki Selh bu kadının ismini de söylemişti- haber gönderip, “Marangoz kölene emret de benim için ağaçtan bir kaç basamaklı birşey yapsın, insanlara hitab ettiğim zaman üzerine oturayım.” dedi. Kadın da kölesine emretti, o da ğabe tarfasından yapıp kadına verdi. Kadın da onu Resulullah’a gönderdi. Resulullah da emretti, buraya konuldu. Sonra Resulullah’ı onun üzerinde namaz kılarken gördüm. Üzerinde tekbir aldı, rükua vardı, sonra gerisin geri inip minberin dibinde secde etti. Sonra yine döndü ve tekrar etti. Bitirdiğinde insanlara karşı döndü ve “Ey insanlar ben bunu şunun için yaptım ki, bana uyasınız ve benim namazımı belleyesiniz.” dedi.”

Yine Buharî’de Cabir b. Abdullah (r.a)’dan gelen bir rivâyette söz konusu sahabi şöyle demiştir: “Bir ciz’ yani bir ağaç kütüğü vardı. Resulullah ona doğru dikilirdi. Minber (yapılıp) yerine konulduğu zaman o kütüğün yeni yavrulu develerin inlediği gibi sesini işittik, tâ ki Resulullah inip de üzerine elini koyuncaya kadar.”

Resulullah ilk defa minbere çıktığı zaman terkedilmiş olan o kütüğün böyle ses çıkarıp, Resulullah’ın mübarek elini koymasıyla susması “Hanin-i Ciz” (ağaç kütüğünün iniltisi) mucizesi adıyla bilinmektedirMedine’den sonra ilk Cuma

Resulullah (s.a.v)’ın mescidindeki Cuma’dan sonra Medine dışında ilk Cuma namazı kılınan yer de, Bahreyn’de “Cevasa”da bulunan Abd-i Kays Mescidi’dir. (Buhârî ve diğer kaynaklara bkz.Buhari, Kitabu’l- Cuma’da âyeti ile Cuma’nın farziyeti hakkında şu hadisi de rivayet eder.

“Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: “Bizler (burada) sonuncu, kıyamette ise öncüleriz. Yani (dünyaya) sonra geldik, kıyamet günü müsabakayı kazanıp ileri geçeceğiz. Şu kadar var ki onlara kitap bizden evvel verildi. Sonra da, onlara farz kılınan günler idi. Fakat onlar o günde ihtilâf ettiler. ( Nahl, 16/124 âyetine bkz.) Allah bize hidayet buyurdu. Binaenaleyh insanlar bunda bize tabi olacaktır. Yahudiler yarın, hıristiyanlar yarından sonra
.İbnü Mâce, İbnü Abbas’tan şu sözü nakleder: “Hz. Peygamber (s.a.v) Cuma’dan önce dört rekat kılar ve bunlardan hiçbirini ayırmazdı.” İbnü Mâce bu konuda Abdullah b. Ömer’den de bir nakilde bulunmaktadır. “Abdullah b. Ömer, Cuma’yı kıldıktan sonra gider evinde iki rekat daha kılardı ve derdi ki: “Resulullah böyle yapardı”. İbnü Mâce’de nakledilen rivâyetlerden biri de Salim’in babasından gelmektedir: O şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (s.a.v) Cuma’dan sonra iki rekat kılardı. ” Bu konuda İbn Mâce’de yer alan diğer bir rivayet de Ebu Hureyre’dendir: “Resulullah buyurdu ki: “Cuma’dan sonra kıldığınızda dört rekat kılınız.” Demek ki, evvela Cuma’nın dört rekat ilk sünneti vardır ki, hatib hutbeye çıkmadan kılınır. Farzdan sonra da iki veya dört rekat son sünneti vardır ki bu sünneti de evde kılmak efdaldır.

Allah’ı çok zikredin, yani dağılıp çıktığınızda da Allah’ı unutuvermeyiniz de gerek dağılma ve talepte bulunma esnasında, gerek bundan sonra ve önce Allah Teâlâ’yı güzel isimleriyle çok anın. Emirlerinin yerine getirilmesine muvaffak kıldığından dolayı hamd ve şükretmek, Kur’ân okumak, nafile namaz kılmak, diğer ibadetlerde bulunmak, nimet ve lütuflarını düşünmek gibi vesilelerle ilâhî ismini gerek kalbiniz ve gerek dilinizle yâd edin ki felah bulabilesiniz. Büyük murada eresiniz

Ve Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır. Asıl rızık O’ndan istenmelidir. O nasib etmeyince sebeplerden hiç birisinin faydası olmaz. Ticaretlerin üstünde Allah’ın öyle rızık kapıları vardır ki, onlar kapanınca bütün ticaretler de kapanır. Onun için ticaret sevdasıyla her şeyi unutan yahudileri Allah Teâlâ bu sûrede kınadıktan sonra müminleri yükseltmek üzere bu emirlerle Cumaya hidayet ve irşad buyurmuştur.

Bu emirlerden sonra Cuma’yı mazeretsiz terk etmek ve Cuma’yı bırakıp da lehiv ve eğlenceye koşuşmanın nifaka varacağına işaret olmak üzere bu sûrenin peşinden münafıkların hallerini anlatan sûre gelecek ve o da, yine müminleri Allah’ı zikre teşvik eden bir hitab ile son bulacaktır.
CUMANIZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN.



Yorum Yapın